19 Eylül 2018 Çarşamba

Lodz’da Erasmus Hayatı

Merhabalar arkadaşlar,

Bu yazımda sizlere Polonya’da yaptığım Erasmus+ eğitimi hakkında kendimce hayat kurtaran bilgiler vermek istiyorum.

İlk olarak hepiniz gibi bende de Avrupa’yı bir gezme görme merakı vardı. Acaba Interrail mi yapsam diye düşünmüyor değildim lakin Erasmus+ aklıma gelince neden olmasın diye düşünmeye başladım. Erasmus ilk başlarda gözüme imkansız gibi geliyordu, acaba yapabilir miyim, başarabilir miyim ? Gitmeden önce tüm zamanımı bu tarz sorulara cevap arayarak geçiriyordum. Lakin gittikten sonra sizler de fark edeceksiniz ki bu tarz sorunları düşünerek harcadığınız zamanlar hep boşuna gitmiş. Ama tabi tecrübe etmeden insan anlayamaz neyin ne olduğunu. Artık Erasmus+ ve Polonya Lodz ile ilgili yazıma başlamak istiyorum.

Biraz Polonya hakkında bilgiler vermek istiyorum malum en az 4 ayımızı geçireceğimiz bir memleket olacak. Wikipedia bilgilerinden ziyade daha çok yaptığım gözlemlerimi anlatmayı tercih ediyorum. Polonya’ya ilk geldiğimde Varşova Chopin Havaalanına iniş yaptım. Valizimi aldıktan sonra etrafıma bakınmaya başlayınca anladım aslında Polonya’ya geldiğimi çünkü insanların çoğu sarışın ve uzun boyluydu ayrıca zayıftılar. Bizim memleketteki göbekli amcaları görmeyi de beklemiyordum açıkçası ama bu kadar fit ve tabiri caizse manken gibi insanları da görünce şaşırıyor insan :) Neyse, okulumun olduğu Lodz şehrine mentorümün (erasmus ofislerinin gelen öğrenciyle ilgilenmesini istediği sizlere yardımcı olacak olan diğer öğrenciler) tavsiyesiyle otobüs ile geçicektim. Otobüs firması Modlin Bus. Otobüslerin kalktığı durak havaalanından dışarıya çıkınca yürüme mesafesi 3 dakika falan. Biletinizi daha Türkiye’deyken bile alabilirsiniz internet sitesi üzerinden. Yaklaşık 90 ile 120 dakikalık bir yolculuktan sonra Lodz şehrine geldim. Lodz Lehçe’de ‘Vuç’ diye okunuyormuş. Kalacağım yer okulun kendi yurduydu 8 Nolu Yurt. Lumumby’de bulunuyor yeri zaten yurtların çoğu aynı yerleşim yerinde sanki kampüs gibi. Mentorüm ile birlikte yurda gitmek için Lodz Kaliska durağından 12 nolu tramvaya bindik.
Lumumby’ye geldikten sonra 8 Nolu yurda geçip odama yerleştim. Odalar 3 kişilikti. Oda arkadaşlarımdan birisi Türk diğeri de Ukraynalıydı. Tuvalet ve banyolar her katta olmak üzere ortak kullanımdaydı. Hijyen konusunda gerçekten zorluk çekiyorduk. Yurtlar kız erkek karışık olduğu için ilk başlarda adaptasyon sorunu yaşamadım değil açıkçası ama kolay uyum sağlayan biri olduğumu düşündüğümden hemen alıştım ortama :)

Yurda yerleşme aşamasında ise resepsiyondaki ablalar pek İngilizce bilmiyorlar açıkçası, o an şansınıza yanınıza Lehçe bilen birileri gelirse kolayca derdinizi anlatabilirsiniz çünkü yurtta kalan herkes İngilizce biliyor. Ha sanmayın ki sular seller gibi konuşuyorlar. Genel olarak ortalamanın altında bir İngilizce konuşma becerileri var lakin kendisini geliştirip çok iyi İngilizce konuşanlar da yok değil. Yurt kayıt işlemlerinizi de tamamladıktan sonra ilk ihtiyacınız tabiki de internet olacak. Odalarda internet var lakin kablolu yani wifi yok ama modem aracılığyla wifi ağı oluşturablirsiniz. Mobil internet için Polonya hattı satın almanız gerekiyor. Benim tavsiyem Orange mobil hat. 100 GB bedava interneti ile adeta ‘oha’ diye tepki gösterdiğimiz hat ve üstelik sadece 5 zloty. Bizim dönemimizde 1 zloty yaklaşık 1.20 ₺ civarıydı lakin ekonomimizin kötüye gitmesiyle şuan 1.70 ₺ civarlarında. Orange hattını satın alabileceğiniz birçok nokta bulunmakta bunun en meşhuru Manufaktura dediğimiz alışveriş merkezi. Oraya gitmek için Lumumby durağından 15 nolu tramvaya binip Gdanska durağında inip 3-4 dakika yürüme mesafesiyle ulaşabilirsiniz. Manufakturanın içerisinde birçok büfe tarzı dükkanlardan Orange hat satın alabilir ve Orange’ın bayiisinde hattınızı kullanıma açtırabilirsiniz. Ama unutmayın oradaki görevliler de pek iyi İngilizce konuşamıyor artık orada en ilkel iletişim yollarını kullanmanız gerekebilir. Pasaportunuzu yanınıza almayı unutmayın istiyorlar çünkü kayıt için. Bu almış olduğunuz hat 1 ay boyunca kullanıma açık. 1 ayın sonunda aynı satın alma işlemlerini uygulayabilirsiniz. Hattınızla ilgili olarak bilgileri Moj Orange uygulamasından takip edebilirsiniz. Mobil internet olayını çözdüysek diğer can alıcı noktaya gelmek istiyorum :Ne yiyeceğiz biz ????

Evet arkadaşlar yemek bizim için çok önemli mutfağımızın zenginliği olsun kültürümüz olsun, lakin Polonya için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Öncelikle yurtlarda yemek yok mutfak var kendi malzemelerinizle kendi yemeğinizi yapıyorsunuz. Tabak, çatal, bardak vs vs malzemlerinizi yine Manufakturanın içinde yer alan Auchan adlı marketten tedarik edebilirsiniz. Gıda ihtiyaçlarınızı hem Auchan’dan hem de yurtların olduğu Lumumbowa’da yer alan Biedronka’dan (Türkiye’nin BİM’i) alabilirsiniz. Okullarınıza ulaşım konusunda yürüyebilir ,tramvayı kullanabilir, isterseniz de bisiklet sürerek gidebilirsiniz. Bisiklet için telefonunuza Next Bike mobil uygulamasını indirmeniz lazım. Depozito olarak 20 zloty alıyorlar. Bisikletlerin ilk 20 dakikası ücretsiz zaten çoğu yere 20 dakikadan daha kısa sürede gidebilirsiniz. Tramvaylarda bilet kontrolü yapılmakta Polonyadaki okulunuzdan öğrenci kartınızı almadan öğrenci bileti almayın sivil olarak dolaşan görevliler var ve hiç ummadığınız bir anda kontrol yapabiliyorlar. Tek basımlık biletlerinizi yine Lumumby’de bulunan Spar adlı bakkallardan alabilirsiniz. Biletlerinizi aldıktan sonra tramvaydaki cihazlara sokup okutmayı unutmayın, onu yapmadığınız takdirde biletiniz olsa bile ceza yersiniz.Öğrenci kartınızı aldıktan sonra aylık ya da 3 aylık yükleme yapabilirsiniz böylece tekrar tekrar bilet almanıza gerek kalmaz. Ulaşım konusundan da bahsettiğimize göre gelelim eğlenceye partilere :))

Arkadaşlar Erasmus bir bakıma 4 aylık bir parti serüvenidir diyebiliriz. Sabahın ilk ışıklarında yurda geri dönmeler, deliler gibi dans etmeler, daha neler neler…Haftanın belirli günlerinde belirli mekanların düzenlediği partiler olur. İlk olarak Magic Monday’dan bahsedelim. Magic Bar adlı mekanda, yeri Lumumby’de ulaşım sorunu yok, her pazartesi yapılan bir parti, giriş ücretsiz ortam güzel oluyor ama mekan küçük olduğu için bir süre sonra sıkılıp Hell’s Kitchen’a geçebilirsiniz. Hell’s benim favorim açıkçası, ortamı güzel, normal günlerde pub tarzı oturup yemeğinizi yiyip biranızı içebileceğiniz, erasmuslu yabancı arkadaşlarınızla oyunlar oynayarak ya da muhabbet ederek ingilizcenizi geliştirebileceğiniz güzel bir mekan. Onun da yeri yine Lumumby’de hatta 10.yurdun karşısında. Ayrıca night club olarak Czekolada, Lordi’s ve El Cubano belirli günlerde partiler düzenliyor. Bu mekanların girişleri bilet ile. Biletleri genelde her yurtta pencere kenarlarına falan bırakıyorlar oralardan temin edebilirsiniz. Czekolada daha çok Polakların takıldığı bir mekan. Lordi’s ise Erasmus Türklerinin demirbaş mekanı diyebiliriz :) El Cubano ise gayet güzel Latin müziklerinin çaldığı bir mekan. Genelde hepsi farklı günlerde parti düzenliyor o sebeple istediğinize gidip hangisi favori mekanınız belirleyebilirsiniz :)


Görüşmek üzere...

1 yorum:

  1. Çok teşekkür ederim bende gitmeyi istiyorum çok güzel aciklamissiniz😀

    YanıtlaSil